Türkçesi Aşağıda 👇
"One minute."
In preschool: "Son, you need to put your shoes on." One minute. In secondary school: "Hurry up, the bus is here, you need to leave!" One minute. In sixth form: "Dinner is ready, we're waiting for you." One minute. As a thirty-year-old man: "Your coffee is getting cold." One minute.
In our house, a "minute" is not a unit of time. It is certainly not sixty seconds. It is a concept. A vibe. It's a vague, flickering promise sent from another galaxy, much like a train cancelled due to a "signalling failure", that never actually arrives.
I used to go into full "Come on, come on, for heaven's sake, HURRY UP!" mode. My AuDHD (Autism + ADHD) brain and my son's PDA brain are essentially two different types of chaos trying to occupy the same hallway. During these "one-minute" standoffs, my patience would melt faster than a dropped ice cream in the summer sun. For years, my constant urging only served to trap us both in a high-tension stalemate.
PDA (Pathological Demand Avoidance), or as it is more positively framed, Pervasive Drive for Autonomy, is not a lifestyle choice. It is a REFLEX. It is the amygdala, the brain's threat centre, perceiving ordinary requests like brushing teeth, filling out a form, or doing research as the "attack of a monster." The moment the nervous system senses that control has shifted to someone else, it flips into "Fight, Flight, or Freeze" mode. Saying "one minute" is, in reality, a desperate attempt to buy time and escape that monster.
PDA doesn't magically disappear when a child hits eighteen. My son is now thirty, and while the stakes and responsibilities have changed, that famous "one minute" remains firmly in place.
From the outside, PDA can look like a person being "difficult," "lazy," or "avoiding responsibility." But this isn't a rebellion; it is the nervous system reacting as if it were facing a direct, life-threatening predator. Even if the monster isn't real, the physical panic in the nervous system is.
The most misunderstood part is the "Trap of Internal Demands." Even something the person actually wants to do, a hobby they love, a project they are passionate about, or a career move they desire, can become a trap. The moment it turns into a "must-do" or a perceived obligation, the brain locks the door from the inside. Whether you are five or fifty, the brain goes into "Red Alert." A demand isn't just an order; it's any loss of autonomy that triggers that monster.
How the "Red Alert" Shows Up:
For Children: Putting on socks, brushing teeth, leaving the park, turning off the tablet, eating dinner, or doing homework.
For Adults: Filling out forms, making phone calls, replying to a simple text or email, reading a book, or managing chores.
For Everyone: Transitions. Shifting from a personal interest (like Minecraft or a favourite hobby) to literally anything else.
For someone with a PDA profile, a simple request lands as heavy pressure. To survive the "monster," they become masters of the "creative detour." They aren't trying to be cheeky or win an argument; they are just trying to feel safe again. As they grow, their strategies evolve, but the root remains the same:
The Procrastinator: "In a minute," "Just after this," "I'll do it as soon as I finish this thought."
The Negotiator: Children will try to change the rules of a game; adults will engage in a deep philosophical debate about why the task is even necessary.
The Distractor: Cracking jokes, "going silly," or suddenly becoming incredibly helpful with a different task, the exact moment you need the original one done.
The Shutdown: When the pressure builds too high, the only options left are total withdrawal, ignoring the situation, or an explosion.
If you only look at the behaviour, you see "attitude." If you look at the anxiety, you see a person crushed under the weight of a perceived obligation they cannot escape. The hardest thing for the outside world to understand is that "firm boundaries" and "discipline" often make things worse. People love to say, "He needs a firmer hand" or "You're being too soft."
In the world of PDA, being "assertive" is like trying to put out a kitchen fire with a bucket of petrol. More pressure only produces more panic. Rewards, consequences, and even "calm but firm" instructions often lead nowhere. Even praise can backfire. "You did so well!" can trigger the monster of expectation: "Oh no, now I have to perform at this level every single time." This fear can grow so large that the person may never want to do that task again.
We now know that supporting a PDA individual, regardless of their age, is about lowering the threat level:
Collaborative Choices: Instead of "Do this," try "How should we handle this?" or "Would you prefer X or Y?" (Keep it to two options, or the choice itself becomes a demand).
Connection Before Compliance: Check the "vibe" before the task. A shared laugh or a joke often keeps the door open when a command would have slammed it shut.
Declarative Language: Instead of "Take the bins out," try "I noticed the bin is getting a bit full." This is just information, not a command. It allows the person to "discover" the task on their own terms.
Flexibility: Accepting that some days the "capacity bucket" is full before they've even finished their first coffee.
This isn't about "letting them off the hook." It's about reducing the threat so they can actually access their skills, their intelligence, and their potential. Capacity only returns when anxiety drops.
Honestly, this method works significantly better than me repeating "Come on" 500 times until I'm blue in the face. Sometimes, the best way to get moving is to simply sit down, stay calm, and breathe together.
Just for... One minute.

"Bir dakika."
Anaokuluna giderken, oğlum ayakkabılarını giymen gerekiyor mu? Bir dakika. Ortaokul yıllarında, oğlum, hadi servis geliyor, çıkman gerekiyor. Bir dakika… Lise yıllarında, oğlum, akşam yemeğinde seni bekliyoruz. Bir dakika. Yetişkin bir adam olduğunda, oğlum, hadi kahven soğudu? Tamam, bir dakika.
Bizim evde bir "dakika" bir zaman birimi değildir. Altmış saniye hiç değildir. Bu bir kavramdır. Bir histir. Başka bir galaksiden gönderilmiş, "sinyalizasyon hatası nedeniyle iptal edilen bir tren" gibi asla gelemeyen, belirsiz ve titrek bir vaattir.
Eskiden tam anlamıyla "Hadi, hadi, Ayyy HADİ" moduna girerdim. Benim AuDHD (Otizm + DEHB) beynim ile oğlumun PDA beyni, temelde aynı koridoru işgal eden iki farklı kaos türü... Özellikle bu bir dakika durumlarında benim sabrım güneşte kalmış bir dondurmadan daha hızlı eriyordu… Bu "hadi"ler uzun yıllar boyunca ikimizin de yüksek gerilimli bir çıkmazda yaşamamıza neden olmuştu.
PDA, "Patolojik Talep Kaçınması" bazen de daha olumlu bir ifadeyle "Özerkliğe Yaygın Gereksinim" bir seçim değil, bir REFLEKS!…
PDA beynin amigdala bölgesinin (tehdit merkezi) sıradan talepleri (diş fırçalamak, ödev yapmak, basit bir formu doldurmak) "bir canavarın saldırısı" gibi algılamasıdır. Sinir sistemi, kontrolü başkasının eline geçtiğini düşündüğü anda "Savaş, Kaç veya Don" moduna girer. "Bir dakika" demek, aslında o canavardan kaçmak için zaman kazanmaktır.
Çocuklukta başlayan PDA ne yazık ki yetişkinlikle birlikte sihirli bir şekilde yok olmamaktadır. Oğlum otuz yaşında ve riskler/sorumluluklar değişmiş olsa da, inanın , o meşhur "bir dakika" yerli yerinde duruyor.
Dışarıdan bakıldığında, PDA bir kişinin "zorluk çıkardığı", "tembellik yaptığı", "sorumluluktan kaçtığı" veya dünya çapında bir "canım istemiyor" vakası yaşadığı şeklinde algılanabilir, ama aslında bu sinir sisteminin kendini bir canavarın tehdidine maruz kalmış gibi algılamasıdır. Canavar gerçek olmasa bile, sinir sistemi bu algıyı gerçek olarak yaşar.
PDA'nın zor anlaşılan kısmı ise "İçsel Taleplerin Tuzağı" dır. Kişi aslında yapmak istediği, hatta çok sevdiği bir şey bile olsa (örneğin sevdiği bir mesleği araştırmak, yazı yazmak, resim çizmek, spor yapmak vb.), o durum bir kez "yapılması gereken" bir zorunluluğa dönüştüğünde algı değişir . Artık o eylem yapılmak istenen bir eylem değil, kişiyi tuzaga düşüren bir kapana dönüşür. Ve beyin artık o taleple ilgili kapıyı kendi kendine kilitler. Kişi ister beş, ister elli beş yaşında olsun, beyin bu gibi durumlar karşısında "Kırmızı Alarm" moduna geçer. Basit bir "talep" bile özerklik kaybı gibi hissettiren o canavara dönüşür… .
"Kırmızı alarm" modu nasıl ve nerelerde görünebilir:
Çocuklar için: Çorap giymek, diş fırçalamak, oyun parkından ayrılmak, tabletini kapatmak, evden çıkmak, yemek yemek, ödev yapmak vb.
Yetişkinler için: Bir form doldurmak, telefon görüşmesi yapmak, basit bir kısa mesaja ve maile cevap vermek, form doldurmak, kitap okumak vb.
Herkes için Geçişler: Kişisel bir ilgiden (Minecraft veya sevdiği bir hobi) kopup başka herhangi bir şeye geçme, spor yapmak, vb.
PDA profiline sahip birineden talep ettiğiniz bir istek, baskıya bu baskı da köşeye sıkıştırılmış hissine dönüşebilir. Bu baskıyı hisseden kişiler ise sürekli anlayamadıkları bir canavarla mücadele etmek zorunda kalır ve bu mücadeleyi kazanabilmek için de kaçınma, küstahlık yapmak ya da bir durumu felselfi ya da uzun bir tartışmaya dönüştürmek gibi stratejiler geliştirirler. Bu stratejilerin tek amacı vardır. Tekrar güvende ve kendi hayatının kontrolünü kendi elinde hissetmek. Bu ne yazık ki umutsuz bir çırpınıştan öteye geçmez ama PDA profiline sahip olan bireyler, "yaratıcı dolambaçlı yolların" ustası olurlar. Her zaman doğrudan bir "hayır" diyemeseler bile , yaşları ilerledikçe yanıtları ve eylemleri evrilse de durumun özü değişmez ; o nedenle de yanlış anlaşılırlar.
PDA bir dakikaları yada çocukken diretilen' Hayır'lar yaşla birlikte şu şekillere evrilebilirlerr:
Erteleyici: "Tamam", "Bir dakika içinde", "Şundan hemen sonra", "Bunu bitirir bitirmez yapacağım."
Müzakereci: Çocuklar oyunun kurallarını değiştirmeye çalışırlar, yetişkinler ise görevin neden gerekli olmadığına dair derin bir felsefi tartışmaya girebilirler…
Dikkat Dağıtıcı: Şakalar yapmak, "şebeklik" moduna girmek veya tam işin yapılması gereken anda başka bir konuda inanılmaz derecede yardımcı olmaya başlayabilirler.
Kapanma (Shutdown): Baskı o kadar birikir ki, geriye kalan tek seçenek tamamen geri çekilmek, durumu görmezden gelmek, kendini uykuya vermek veya durum iyice zorlaşırsa müthiş bir öfke patlaması olarak yaşanabilir.
Karşınızdaki bireyin sadece davranışına bakarsanız, bunu bir "tavır" olarak görürsünüz; ama altındaki kaygıya bakarsanız, bir "zorunluluğun" ağırlığı altında tamamen ezilmiş ve bununla başa çıkamayan bir çocuk ya da yetişkin görürsünüz.
İnsanların anlamakta en çok zorlandığı kısım, özellikle çocukluk yıllarında bu durumlarla karşılaşıldığında, sert sınırların işe yaramamasıdır. Genellikle işler kötüye gittiğinde dışarıdaki dünya şu yorumları yapmaya bayılır: "Onun sert bir ele ihtiyacı var" veya "Daha kararlı olmalısın" ya da "Çok anlayışlı ve yumuşak davranıyorsun, biraz daha disiplin" vb.
PDA söz konusu olduğunda, "dediğim dedik" davranmak, mutfak yangınını benzinle söndürmeye benzer. Daha fazla baskı, daha fazla panik üretmekten başka işe yaramaz. Ödüller, cezalar ve hatta "sakin ama kararlı" talimatlar bile kimi zaman bir adım bile ileri götürmez. Kimi zaman övgüler dahi geri tepebilir. "Bunu çok iyi yaptın!" cümlesi "Eyvah, şimdi beklenti oluştu" canavarının baskısını harekete geçirebilir. Ve bu baskı "Her seferinde bu seviyede performans göstermeliyim" korkusunu büyüterek o kişinin o işi bir daha asla yapmak istememesine neden olabilir.
PDA bireyini yaşından bağımsız olarak desteklemenin tehdit seviyesini düşürmekle ilgili olduğu artık net olarak bilinen gerçekler arasında.
Her yaşta ki PDA bireyleri desteklemek için uygulabileceğiniz yönlemler:
İş Birliğine Dayalı Seçenekler: "Bunu yap" yerine, "Bunu nasıl yapalım?" veya "X mi yoksa Y mi nasıl tercih edersin?" demek. (2'den fazla seçenek sunmayın, o zaman durum yine karışır.)
Bildirimsel Dil: "Çöpleri dışarı çıkar" yerine "Çöp kutusunun biraz dolduğunu fark ettim" demek. Bu sadece bir bilgidir, doğrudan bir komut değildir. Kişinin görevi kendi şartlarıyla "keşfetmesine" izin verir.
Uyumdan Önce Bağlantı: Göreve odaklanmadan önce ruh halini kontrol etmek. Bir kahkaha veya paylaşılan bir şaka, bir komutun üzerine kapanacak olan kapıları genellikle açık tutar.
Esneklik: Bazı günler "kapasite kovasının" daha ilk kahvesini içmeden dolu olduğunu fark etmek.
Bu yöntemler PDA bireyini "sorumluluktan kurtarmak" için değil, onların algıladıkları "tehdidi" azaltmakla ilgilidir; çünkü ancak kaygı düştüğünde kapasite geri gelir ve bireyler gerçekte sahip oldukları becerilere ve zekâya erişebilirler.
Ve dürüst olmak gerekirse, bu yöntemin suratım morarana kadar 500 kez "Hadi" diye tekrarlamamdan çok daha iyi sonuç verdiğini biliyorum. Kimi zaman harekete geçmenin en iyi yolu, önce sakince birlikte oturup bir nefes almaktan geçebil…
Sadece... bir dakika…
Comments